Enter Title


EKO - YORUM
Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin


 
12 Kasım 2010


Yunanistan'ın Sorunu



EBES Konferansı nedeniyle Ekim ayı sonunda Yunanistan'ın başkenti Atina'daydık. Konferansta, 46 ülkeden 250 civarında akademisyen, uzman ve bürokrat ile bilimsel konular yanında dünya ekonomisinin mevcut durumunu ve geleceğini de konuşma fırsatı bulduk.

 Konferansta edindiğim izlenim, ekonomistlerin dünya ekonomisi için, özellikle Yunanistan için oldukça kaygılı oldukları şeklinde. En kaygılı olanlar ise hiç kuşkusuz Yunanlılar. Avrupa krizinin merkez üssü olan Yunanistan için uzmanlar çok endişeli.

Sorun kamu sektörü

Konuştuğumuz Yunanlı akademisyenler ve uzmanlara göre, Yunanistan'ın durumu hiç de iyi değil. Kaldı ki geleceğe yönelik umut da yok. Yunanlı meslektaşların söylediklerine göre, Yunanistan'ın temel sorunu kamu sektörünün büyüklüğü. Bu çerçevede, en temel sorun, yüksek kamu harcamalarının yarattığı bütçe açığının neden olduğu yüksek borç sorunu.

Kamu sektörünün verimsizliği ve bu sektördeki aşırı istihdam, sorunu daha da ağırlaştırıyor. Bürokrasinin etkinsizliği yanında, kamu yönetiminde ve siyasette yozlaşma da oldukça yüksek boyutlarda. Diğer yandan, Yunanistan'da kayıt dışı ekonominin boyutları çok yüksek düzeyde. Atina sokaklarında gördüğümüz çok sayıda göçmen/kaçak, hem kayıt dışı ekonominin boyutlarını, hem de işsizliğin ne denli önemli bir sorun olduğunu, adeta gözler önüne seriyordu.

Yunanistan'ın işi kolay değil. Yeniden yapılanma ihtiyacı ortada. Krizden çıkış için birçok alanda yapısal reform yapılması şart. Bu süreçte, Yunanistan'a Türkiye'nin 2001 krizi sonrası deneyiminden yararlanması önerilebilir.    

Avrupa'nın durumu

Yunanistan'ın durumu daha vahim olmakla birlikte, Avrupa için de kaygı verici bir durum söz konusu. Nitekim uzmanların Avrupa için de kaygılı olduklarını gözlemledik. Gerçekten de Yunanistan ile başlayan krizin Portekiz, İspanya, İrlanda, İtalya ve başka ülkelere sıçrama ihtimali var.

 Uzmanlara göre, Avrupa'daki esas sorun, para ve maliye politikalarının tutarlı olmaması. Avrupa Parasal Birliği'nde her ülke kendi maliye politikasını uygularken para politikaları Avrupa Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Ülkelerin merkez bankaları ise genellikle bankacılık sisteminin denetiminden sorumlu kurum olarak çalışıyor. Böyle bir sistemde ülkelerin ortak maliye politikaları olmaması ve finansal kurumların her ülkede farklı kanunlara tabi olması, Avrupa Parasal Birliği'nin önündeki en önemli sorun olarak görünüyor.  

Bu bağlamda Almanya'nın önderliğinde ileri sürülen katı mali kısıtlamalar ülkelerin maliye politikalarını daha paralel hale getirebilir. Bütçelerin hazırlanması sırasında diğer ülkelerin denetimine açılması ve uyulmaması halinde sert cezalar getirilmesi, Birliğin geleceği acısından çok önemli.