Enter Title


EKO - YORUM
Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin


 
11 Temmuz 2011


Yazın Sıcağı, Ekonominin Harareti



Yaz, küresel ekonomi açısından oldukça hareketli ve sıcak geçti. Yunanistan başta olmak üzere bazı AB ülkelerinde bütçe ve borç sürdürülebilirliği konusunda yaşanan sorunlara ABD’de borçlanma limitinin artırılması konusundaki siyasi çekişmeler de eklenince küresel piyasalar iyice tedirgin oldu. Başta ABD ve AB ekonomileri olmak üzere dünya ekonomisinde bir durgunluk riski, küresel piyasalardaki tedirginliği daha da artırdı.

Küresel piyasalarda fırtına kopmasına ise tarihinde ilk kez ABD’nin kredi notunun düşürülmesi neden oldu. Borçlanma limitinin artırılması konusunda yaşanan siyasi sorunların ardından kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's ABD'nin AAA olan kredi notunu bir kademe düşürerek AA+'ya indirdi. Bu, Ağustos ayı sıcağında küresel piyasalarda tam anlamıyla bir fırtına yaşanmasına neden oldu.

Piyasalar çöktü

ABD'nin notunun düşürülmesiyle piyasalarda deprem yaşandı. Tüm dünya piyasalarını sallayan küresel fırtına, en çok da İMKB'yi vurdu. Asya ve Avrupa borsalarındaki düşüş sonrasında İMKB'de yüzde 7'yi aşan kayıp görüldü. Euro rekor kırdı, dolar 1,76'yı aştı, altın zirveyi yeniledi. Yaklaşık bir hafta süren sert dalgalanmaların ardından piyasalar yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Fakat “istikrar” hala piyasalar için çok uzak bir kelime. Çünkü toparlanmaya rağmen piyasalarda hala dalgalı ve bulutlu bir hava hâkim.

Aslında bu yeni dönemi en iyi tanımlayabilecek 2 kelime “bulut” ve “dalgalı” kelimeleridir. Çünkü 2000’li yıllarda küresel piyasalarda yaşanan likidite bolluğunun şekillendirdiği o ılımlı/istikrarlı dönemin artık çok uzağındayız. Bulutun (belirsizlik) hâkim olacağı önümüzdeki dönem küresel piyasalar açısından çok dalgalı geçecek. ABD ve AB ekonomileri başta olmak üzere küresel ekonomiye ilişkin olumlu haberlerin geçici ve kısmi istikrara/toparlanmalara, kötü haberlerin ise dalgalanmalara (bazen sert) yol açacağı bir dönem yaşayacağız. Bu dönem, en az iki yıl sürebilir. ABD ve AB ekonomilerine ilişkin kaygılar giderilmeden, sorunlar çözülmeden küresel piyasalarda uzun soluklu bir istikrar yakalamak neredeyse imkânsız.

Sorunun kaynağı

Küresel ekonomideki sorunlara bakıldığında, sorunun iki temel alandan kaynaklandığı görülüyor: ABD ve AB. ABD ekonomisinin kısa vadeli temel sorunları borçlanma konusu ve ABD ekonomisine ilişkin durgunluk kaygısıdır. Bu çerçevede, ABD’nin kredi notunun yeniden düşürülme ihtimali de var. ABD ekonomisindeki tüm sıkıntılara rağmen küresel ekonomi için asıl risk alanını AB ülkeleri oluşturuyor. Borç krizinin İspanya ve özellikle borç stoku çok yüksek İtalya (1.6 trilyon Euro) gibi ülkelere sıçrama işaretleri ve borç krizinin nasıl yönetileceği konusundaki belirsizliğin yanı sıra AB ekonomisini ciddi bir durgunluk tehlikesi de bekliyor.

Küresel piyasalardaki dalgalanmalardan Türkiye finans piyasaları da doğal olarak etkileniyor. Fakat burada sorunun kaynağının Türkiye olmadığını belirtmek gerekir. Günümüzde tüm ülke piyasaları birbirine eklemlenmiş durumda, artık bir “küresel piyasa”dan bahsediliyor. Dolayısıyla başta ABD ve AB piyasaları olmak üzere dünyanın herhangi bir bölgesindeki gelişmeler/dalgalanmalar, diğer ülke piyasalarını da anında etkiliyor.

Diğer yandan, bir küresel durgunluktan da Türkiye ekonomisinin etkilenmemesi mümkün değil. Her şeyden önce küresel pazarlardaki daralma ihracatımızı olumsuz etkiler. Fakat Türkiye ekonomisi, bazı sorunlarına rağmen ABD ve AB ekonomilerine kıyasla daha sağlam bir yapıya sahip. Özellikle bankacılık sektörü çok sağlam. Bu nedenle, Türkiye, olası bir küresel krizden en az etkilenecek ülkelerden biri olacak!