Enter Title


VERGİ DÜNYASI
Nasuh Göçmen


12 Kasım 2010


Şoförler De Artık Sigortalı Olacak



Şehir içi ulaşımın yükünü çeken taksi, dolmuş ve özel halk otobüsü şoförlerinin sosyal güvenlik sistemi içine alınması ve sosyal güvenceye kavuşturulması için gereken hukuki altyapı oluşturuldu. Başta 18 bin taksi olmak üzere İstanbul?da şehir içi ulaşımda çalışan kişi sayısının 300 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Dayanak durumundaki 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince eski adıyla Bağ-Kur?lu olan bu kişiler yeni adıyla da 4/B?li olacak.

Kendisinden başka en fazla iki kişi daha çalıştıran esnafın basit usule tabi işyerlerinde çalışanlar İş Kanunu kapsamı dışında kalsa bile taksi sahipleri, esnaf ölçülerini aşan gelirleri olduğundan tacir sayılıyorlar. İş Kanunu kapsamında söz konusu şoförlerin de sigortalı olması zorunluluğu doğuyor.

Cezalar yüksek

Düzenleme, Kasım ayı itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumu?na (SGK) kayıtlı olmayan aktif ticari araç şoförü kalmamasını öngörüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik ve İçişleri Bakanlığı?nın ortak çalışması sonucu plaka sahiplerine çalıştırdıkları işçileri sigorta yapmaları için 1 Kasım?a kadar süre verildi. Uymayanları ağır cezalar bekliyor.

Kayıt dışı şoför çalıştıranlara, tespiti yapıldığı andan itibaren, işçi başı 2 asgari ücret para cezası kesilecek. Ayrıca geriye dönük prim ve gecikme zammı talep edilecek. Bir yıl içinde ikinci kez kaçak işçi çalıştırdığı tespit edilenlere, kişi başı 5 asgari ücret idari para cezası uygulanacak.

Durumunu düzeltmeyen araç sahiplerinin trafikten men edilmeleri bile söz konusu olacak. Primlerini düzenli ödeyen işverenlere 5 puan indirim yapılacak. Özellikle İzmir, Ankara, Bursa ve İstanbul gibi büyükşehirlerde 500 bin TL?yi bulan taksi plakalarıyla ekmek paralarını kazanan şoförlerin neredeyse tamamı sigortasız çalışıyor olması nedeniyle sigorta zorunluluğunun yanında, sigorta maliyetlerinin dikkate alınması gerektiği de ortada.

Gerçekler dikkate alınmalı

Yeni düzenleme, alt yapının yanı sıra sıkı denetimlerin başlamasını, sistemin senkronize şekilde tüm sektörü kapsamasını gerektiriyor. Bu denetimlerin yapılması cezalandırıcı tedbirlerin önceliğinden çok eğitim ve uygulamanın gerekliliğinin anlatılmasını içeren yöntemlerin kullanılması, daha etkili ve kalıcı olabilir.

Gerek vergisel anlamda, gerekse de sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği nedeniyle sigortasız çalıştırılmanın gerçekliği de, göz önünde bulundurulması gereken önemli bir nokta.

Ülkemizde altı kişiden birinin yeşil kartlı olması, 12 milyona dağıtılan yeşil kartın giderlerinin tüm toplum kesimine yansıtılması gibi sosyal hukuk devleti ile alakasını yitiren uygulamaların keyfiliği karşısında, tüm toplumu kapsayan, etkili, verimli ve kaliteli sosyal güvenlik sisteminin oturtulması amacına hizmet edeceğini düşündüğüm bu uygulamanın tarafların ihtiyacını ve hassasiyetlerini de içeren uygulamalarla genişletilmesi dileğiyle?