Bankaları şikâyette adres


FİNANS DÜNYASI
Dr. Fikret Kartal



10 Haziran  2013


Bankaları şikâyette adres



Bankacılık sektörünün faiz dışı gelir kalemleri ile ilgili uygulamaları gündemi meşgul etmektedir. Son günlerde siyasi otoritenin bankalarca tahsil edilen ücret ve komisyonları sınırlandırmak amacıyla yeni bir düzenleme yapacağı konuşulmaktadır. Yapılmak istenen düzenlemenin içeriği ve bu konuda görevlendirilecek kurumun niteliği önemlidir.

Öncelikle konuyu müşteri ve bankalar açısından irdelemekte fayda var.  Hesap işletim ücreti, para transferleri veya krediler için alınan masraf ve komisyonlar, kredi kartı ücretleri sıklıkla dile getirilen bankacılık uygulamalarıdır. Geçmişte para transferleri için çok düşük bir bedel ödeyen veya hiç ödeme yapmayan, hesap işletim ücreti kavramını bilmeyen, aynı bankanın şubeleri arasındaki para hareketlerinden masraf alınması gibi bir uygulamayı duymayan müşteriler karşılaştıkları yeni ortamın maliyetlerini benimseyememiştir. Geçmişte bankalarda mevduatı olan mudiler pek çok masraftan muaf tutulurken, günümüzde negatif faiz almaları, bunun üstüne de artan ve çeşitlenen masraflara tabi olmaları kendileri açısından can sıkıcıdır. Diğer yandan bankalar arasında sunulan hizmetlerin kalitesi ve içeriği açısından ciddi farklılıklar olduğu, ücret ve komisyonlara bu nedenle sınırlandırma getirilemeyeceği yönündeki sektör temcilcilerinin açıklama ve iddiaları ise fazla itibar görmemektedir. Müşteri açısından; kredi kullanmak, mevduat hesabı açmak, kiralık kasa sahibi olmak veya para transferi gerçekleştirmek sade ve komplike olmayan, nadir durumlarda işlemlerin süratle sonuçlandırılması dışında bankalar arasında farklılık arzetmeyen hizmetlerdir. Temel ayırım masraf ve maliyetlerdir.

Bankaların konumu ve bakış açısını değerlendirdiğimizde ise finansal veriler ve ekonomik konjonktür öne çıkmaktadır. Basına yansıyan haberlere göre; 2012 yılında ücret, komisyon ve bankacılık hizmet gelirlerinin bankaların işletme giderlerini karşılama oranı %64; sözkonusu gelirlerin toplam gelire oranı ise %13,5’dur. Sözkonusu rakamlar faiz dışı ücret ve komisyon gelirlerinin bankaların finansal yapıları için taşıdığı önemi göstermektedir. Diğer yandan, Türkiye’de 2001 krizi sonrası enflasyon ve faizlerin hızlı şekilde gerilemesinin kredi faizleri ve net faiz marjı üzerinde oluşturduğu daraltıcı etki, karlılık açısından konumlarını idame ettirmek isteyen bankaları faiz dışı gelirlere yönlendirmiş; geçmişte yüksek faiz marjı ile elde edilen yüksek kar rakamları nedeniyle önemsenmeyen faiz dışı ücret ve komisyonlar değişen ortamda yükseltilerek olağan bir yatırımcı veya şirket refleksi gösterilmiştir. Bankalar ayrıca, faiz dışı gelirlerde azalmaya yol açacak bir sınırlamanın akabinde gelir kaybının telafi edilmesi amacıyla faizlerin yükseleceğini belirtmektedirler. Bu durumda tüm banka müşterilerine yüklenen masrafların daha dar bir kesimi oluşturan kredi müşterilerine transferi sözkonusu olabilecektir.

Bir yanda, geniş insan kaynağı, fiziksel yapı ve bilgi sistemleri organizasyonu kurarak hizmet ve ürün sunduğunu, bunun maliyetinin bulunduğunu vurgulayan bankalar; diğer yanda ise sunulan hizmete göre kabul edilemeyecek düzeyde bedeller ödediklerini ifade eden müşteriler bulunmaktadır.

Bankalar ile bankaların mesleki kuruluşu Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve sektörün düzenleyici ve denetleyici kurumu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) son döneme kadar müşteri şikâyetlerini; sözleşme serbestîsi bağlamında hukuki bir sınırlamanın yapılamayacağı, serbest piyasa şartları altında müşterinin banka seçmekte, bankanın ise sunacağı hizmetin bedelini saptamada özgür iradeye sahip olduğu yönünde genel açıklamalarla değerlendirmişlerdir. Diğer bir ifadeyle, şikâyeti olanlara mahkeme yolu gösterilmiştir. Türkiye’de yargı kurumuna başvurmanın maddi ve özellikle zamansal külfeti, çoğu insanın mağduriyetini sadece dile getirmekle yetinmesine yol açmıştır. TBB tarafından hayata geçirilen Müşteri Şikâyeti Hakem Heyeti ise, yapısı ve çalışma esasları bakımından, gündeme konu genel mahiyetteki müşteri şikâyetlerini kapsamaması nedeniyle yeterli ilgiyi görememiştir.

Oluşan kamuoyu baskısı nedeniyle son dönemde siyasi otorite konu ile yakından ilgilenmeye başlamış; basına yansıyan haberlerden BDDK’nın faiz dışı ücret ve komisyonlar için tavan belirlemesinin ağırlık kazanan görüş olduğu anlaşılmıştır. Ancak bu yaklaşımın sonuç vermeyeceği düşünülmektedir. Yapıları ve misyonları gereği bankaların finansal yapılarının kalitesini önplanda tutan BDDK ve TBB gibi kurumların sözkonusu duruma sektörün gözlüğü ve bakış açısıyla yaklaşmaları muhtemeldir. Konu hakkında BDDK’nın görevlendirilmesi halinde, mevcut siyasi yaklaşım ve kamuoyu baskısı nedeniyle ilk dönem müşteriler lehine bir tarifenin belirlenmesi sözkonusu olsa dahi, bankalarla BDDK’nın sürekli iletişim ve etkileşim halinde olması ve düşük faiz ortamı nedeniyle ilerleyen zamanlarda yeniden bankalar lehine bazı düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz görünmektedir. Bu nedenle bankaların finansal yapılarının sağlıklı ve sağlam olması misyonunu yüklenmiş BDDK’nın, bankaların gelirleri ve dolayısıyla karlılık ve sermaye yapıları aleyhine olan müşteri taleplerinin şekillendireceği bir alanda tek başına görevlendirilmemesi, farklı kamu kurumları ile müşteri haklarına duyarlı sivil yapıların temsilcilerinden oluşan bir komisyonun faiz dışı ücret ve komisyonlarda tavan belirlemesinin daha gerçekçi olacağı açıktır.