2014’de Para ve Kur Politikası


FİNANS DÜNYASI
Dr. Fikret Kartal



  06 Ocak 2014


2014’de Para ve Kur Politikası



Merkez Bankası’nın açıkladığı 2014 yılı para ve kur politikası raporu, kurumun yasal amacı olan fiyat istikrarını belirten bir girişten sonra devamında finansal istikrar hedefine odaklanıyor ve fiyat istikrarının ayrılmaz ön koşulunun finansal istikrar olduğunu vurguluyor. Finansal istikrar, Türkiye’nin iktisadi temelinin doğasından kaynaklanan nedenlerle bağımlılık yaratan ve ihtiyaç duyulan sermaye hareketlerinden besleniyor. Sermaye hareketleri doğrudan piyasadaki fon miktarı ve bu suretle kredi hacmi, döviz kuru, faiz oranı, borsa, dış ticaret ve milli gelir üzerinde etkilere sahip.

Ülke içi politik durumda olağanüstü bir gelişme olmaması halinde, uluslararası piyasalarda seyahat halinde olan fonların merkeze, ABD’ye dönme kararlarına göre ülke içinde ekonomik göstergeler şekillenecektir. FED’in para arzını kısmaya yönelik 10 milyar USD’lik kısa adımını takip edebilecek ilave adımlar sermayenin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ilgisini belirleyebilecektir. ABD’de %3’ü aşan uzun vadeli faizlere karşılık Türkiye’nin önümüzdeki dönemde faiz koridorunda yapabileceği değişiklikler ya da kısmen bundan bağımsız olarak %10’u aşan gösterge faizin seyri de uluslararası sermaye tarafından dikkatle izlenecektir.

Sermaye hareketlerinden etkilenen ya da sermaye hareketlerine bağlı olarak şekillenen, kurları ve piyasanın nabzını etkileyebilecek likidite koşullarının parçaları ise sözkonusu raporda; “TCMB’nin piyasa ile gerçekleştireceği (ihracat reeskont kredi kullandırımı dahil) TL karşılığı net döviz alım/satımı, para tabanı değişimi (ROM imkanındaki değişiklikler de dahil olmak üzere) ve Hazine’nin TL cinsi borçlanma araçları itfa-ihraç farkı işlemlerinin miktarı” olarak belirtilmiştir. Elbette bu koşullar bir matematiksel denklemin görünen unsurlarının ifade edilmesidir. Esas olan bu unsurların nasıl kullanılacağı ve her bir unsurdaki hareketin diğer unsurlara etkisidir. Bu denklemin unsurlarının etkileyemeyeceği denklem dışı faktörlerde raporda belirtilmiş: küresel piyasaların görünümünün ve risk iştahının hızla değişebilmesi.

Raporda, dalgalı kur rejimini tatbik edeceğini, reel ve nominal olarak bir döviz kuru hedefinin bulunmadığını belirten TCMB, finansal istikrarı riske sokabilecek kur hareketlerine kayıtsız kalmayacağını ifade ediyor. İktisadi temellerden kopuk hareketlere kayıtsız kalmamak olağan olmakla birlikte, iktisadi temele bağlı olan ancak hoş görülmeyen hareketlere yönelik tavır ve tepkilerin gösterilmesinde ölçü ve derece de iyi bir şekilde ayarlanmalıdır. Kısa bir süre önce kur hedefi vererek ciddi şekilde yanılan TCMB’nin benzer iletişim kazalarına uğramayacağını temenni ediyoruz. İçinde bulunulan küresel konjonktürde kur ve sermaye hareketlerini belirleyebilme gücü ulusal merkez bankalarına ait değil. TCMB 135 milyar USD’lik bir döviz rezervine sahip olmakla birlikte konjonktür, algı ve beklentilerde yaşanabilecek bir bozulma bu rezervin anlamını yitirmesine sebebiyet verecektir. İzlenecek politika ve atılacak adımların algı yönetimi bağlamında açıklanması ve piyasalara mesaj verilmesi önemlidir; ancak katı ve iddialı hedef ve sözler para politikasının imajını zedelemektedir. Her iddialı sözü veya taahhüdü bir fırsat kapısı olarak görerek bu taahhüdü tersine çevirmek piyasanın çok iyi bildiği bir oyundur.